Foren-Übersicht
Login | Registrieren | Forum | Impressum | Suche

Herrgott (Rabb-ül Alemin)












O'sman hält euch den Original-Text und die SchriftstellerIn vor...

Hier der Original-Text von Rabb ül alemin

Erstellt am 1.April 2006
Durch: http://blacktoffe.blogcu.com/410774/

Beschreibung der Person zu sich selbst.
unter dem Bild...

Zitat:
Hakkımda
Buraya siir ya da kitabın ortasından alıntı yazan salaklardan olmayacagım...Komik bir görüntü olusturuyor..Sirin gozukmeye ihtiyacım yok.. yazıyorum işte.... hayata dair herşey hakkında.... şeffaf... bazen karışık.... ama hep farklı


Ich werde keine von denjenigen Idioten sein, welche ein Gedicht oder etwas aus der Mitte eines Buches nehmen und diese schreiben sein.
Das ergibt eine Komische Sicht. Ich brauche nicht fröhlich auszusehen... Ich schreibe eben... Über alles was dem mit Leben zu tun hat.... rein...
manchmal durcheinander... aber immer anders.


ben çok iyi birisiyim - Ich bin eine sehr gutartige person...
Nisan 1, 2006 - rabb-ül alemin - April 1, 2006, rabb-ül alemin

Stres ve bir kısım hastalıklarınızın yakışından kurtulmanız için "Rabb-ül âlemîn"e iman etmeniz zorunludur!

“Rabb-ül âlemîn”’i tanımak ve O’na iman etmek, cehennemden kurtulmak için zorunludur!.

Niye?...

Kendini tanı; derler…

Rabbini tanı; derler de…

Şimdi nereden çıktı, “Rabb-ül âlemîn”i tanımak?

Rabbimi tanıyınca “Rabb-ül âlemîn”i tanımış olmuyor muyum?

Rabbini tanımak ile “Rabb-ül âlemîn”i tanımak arasında çok önemli bir fark vardır..

Rabbini tanıyan, şayet, “Rabb-ül âlemîn”i tanımamış ise, hâli Firavun’un hâli olur!.

“Rabb-ül âlemîn”i tanımışsa “Tatmine ulaşmış bilinç cennetimi yaşa” hitabına nâil olur!.

Gelin bu konuyu biraz daha açalım…

İnsan, iman ile cennete girer!.

Neye iman?

“Rabb-ül âlemîn”e iman!.

“B”sırrıyla “ALLAH” adıyla işaret edilene iman konusunun üzerinde bir hayli durmuştuk.. Şimdi de gelin “Rabb-ül âlemîn”e iman nedir nasıl olur bunun üzerinde duralım…

Bu konu da çok önemli bir konu… Zira, cennetin kapısı “Rabb-ül âlemîn”e iman edenlere açılır ancak!.

Nefsini bilmenin yolu “B” sırrının fark ve deşifre edilmesinden geçer… Böylece nefsinin hakikatini bilen Rabbini bilmiş olur… Bu işin birinci basamağıdır. “Seyri Enfüsî” de denir buna… Bununla kişi “mülhime nefs” diye tanımlanmış bulunan hakikatini fark etme açıklığına kavuşur.

Çokları sanır ki, burası işin sonudur!.. Heyhat!... Oysa burası işin daha ilk basamağıdır!.

Bu basamağa çıkan kendini Hak, her yaptığını yerli yerinde bilir. Eğer hakkıyla nefis arınmasından yani bilincini birimsellik ve birimsellikten kaynaklanan fikir ve duygulardan arındırmamışsa, tam bir firavunluk hâli yaşar!.

Eğer bu idrâke erişen kişi buradan sonra “seyri afâki”yi tamamlayamazsa asla yanması bitmez!. CehennemiNden çıkamaz!.

Yanmasının, cehennemiNden çıkamamasının sebebi, “seyri afâki”nin tamamlanmamış olmasıdır!.

“Seyri âfâki”nin tamamlanmamış olmasının sonucu “Rabb-ül âlemîn”e imanın olmayışıdır!.

“Rabb-ül âlemîn”’e iman ne demektir?

Kişi “B” sırrını anlamış olarak, varlığının, Hak’kka ait, Hak’kın varlığı olduğunu idrak etmiştir; ama buna karşın “Rabb-ül âlemîn”den PERDELİ olduğu için, karşısındakilerde, çevresindekilerde, algıladıklarında “Rabb-ül âlemîn”’in tasarruf ve tahakkümünden PERDELİ olarak, onların kendi isteğine tâbi olarak yaşamasını; kendi gibi olmalarını istemektedir!.

Kısacası, onların, rablerinin kulu olmaktan çıkıp, kendi rabbinin kulu olmasını istemektedir!. Oysa karşısındaki kendi yaratılış programına göre yaşayarak kulluğunu yerine getirecektir; onun, kendi gibi olması imkânsızdır!.

Hastalıkların çok önemli bir kısmının sebebi strestir!... Stres ise “Rabb-ül âlemîn”den perdeliliğin sonucu olarak yaşanan bir hâldir!.

“Rabb-ül âlemîn”, her birimi dilediği bir işlevi ortaya koyması için yaratmıştır ki, bu onun fıtrî kulluğudur!. Bunu yerine getirmemesi de kesinlikle düşünülemez!.

Her birim hangi işlev için var olmuşsa mutlaka onu yerine getirmek suretiyle kulluğunu ifâ edecektir!. Ancak o işlevin sonucu yanmayı yaşamak olabilir; ya da o işlevin sonucu, huzur ve mutluluk olabilir!.

Petrol yanmak içindir; bal yenmek için!. Her biri özel işlevleri için vardır; bir diğeri olmaz!

Gübre böceğinin mutluluğu gübrede yaşamaktır; Arının mutluluğu güllerde dolaşmakta!.

Siz…

Gübre böceğini güllerde yaşatıp, arıyı gübreye batırırsanız, “Rabb-ül âlemîn”i tanımıyorsunuz demektir!.

Yaratılmış her birim “Rabb-ül âlemîn”i tanıyacak diye bir kural yoktur!.

Karşınızdakinin Rabbinin, onu yaratmaktaki muradını anlamamışsanız işlevine bakarak; bu defa, onu, kendi rabbinizin istediği gibi olmaya, yaşamaya zorlarsınız!. Böylece ona zulmetmiş, zâlimlerden olmuş olursunuz!

İşte böylece de cehenneminizin ateşini tutuşturdunuz!.

İşte böylece de, cehennem ateşinden bir ateş olan, hastalıkların kapısından içeri girdiniz!..

Çünkü, gerçekleşmesi asla mümkün olmayacak bu isteğinizde ısrar sonucu, üzülmeye veya kızmaya başlayacak; bu konuda aşırı gidince de yanacak, hastalanacaksınız aşırı stresten!.

Oysa…

Fark etseniz, bilseniz, idrâk etseniz, hazmetseniz bu gerçeği; hastalığınıza, yanmanıza sebep olan olayın ateşi sönecek ve cehenneminizden azat olacaksınız!.

Fark edin artık “Rabb-ül âlemîn” olmadığınızı ve asla olamayacağınızı!.

Allah sizi ateşe atmaz, siz “Rabb-ül âlemîn”i inkâr suretiyle kendinizi yakmaya başlarsınız!.

“Rabb-ül âlemîn” demek başka şeydir; “Rabb-ül âlemîn”e iman etmek başka şeydir; “Rabb-ül âlemîn”i seyretmek başka şeydir!.

Ashabı yemin, “Rabb-ül âlemîn”, der… Yanması bitmemiştir!

Mukarrebûn, “Rabb-ül âlemîn”’i seyreder! Cennette!.

Kesinlikle kavrayalım ki, “Rabb-ül âlemîn” her birimi, kendine özgü bir işlevle yaratmıştır!.

Kimseyi kendi işlevinizi yerine getirmesi için zorlamayınız ki yanmayasınız, hasta olmayasınız!.

Hastalıkların pek çoğunun kökeninde üzüntü, stres ve elbette “Rabb-ül âlemîn”i inkâr yatar!... Sonuç, kişinin, cehennemiNde yanmasıdır!.

Nebîlerin dahi, kendi eşlerine ya da evlatlarına faydası olmadığını; yani yaratılış işlevlerini değiştiremediğini “OKU”yabilmişseniz Kurân’ı Kerîmde; siz de, bu yüzden cehennemiNizde yanmaktan kendinizi azat ediniz!.

Şurası kesindir ki…

Hiç kimse, “Rabb-ül âlemîn”in belli bir işlevle yaratmış olduğu yapıyı değiştirmeye muktedir değildir!.

Kurân-ı Kerîm, geçmişin hikâyeleri kitabı değil; “SÜNNETULLAH”ı, kâh olaylara dayalı, kâh da işaret, mecaz yollu anlatan bir kitaptır “OKU”masını bilene!.

Buna göre…

Her insan, Rabbinin, yani kendini meydana getiren Allah isimlerinin işaret ettiği manâların, açığa çıkma mahalli olarak yaratılmıştır!. Bu işlevi yerine getirmeme gibi de bir şansı yoktur!.

Siz, var oluş programınıza uymayan programlarla beraber olmama şansınızı kullanabilirsiniz!...

Ama asla, karşınızdakinin programını değiştirtme gibi bir yanlış yola girmeyiniz!. Zirâ bunu yaparsanız, o yanlış yolun sonucunda varacağınız yer cehenneminiz olacaktır!. Çünkü, hiçbir yaratılmışta, karşısındakinin programını değiştirme kuvvesi yoktur!.

Siz, ancak hakkı tavsiye edebilirsiniz; ama asla zorlama hak ve yetkiniz yoktur!. Bunu denerseniz, sonuç hüsrandır; bu yüzden kaybettiklerinizin değerini anladığınız süreçte de, iş işten geçmiş ve uğradığınız zararı telâfi imkanınız kalmamıştır!.

“Rabb-ül âlemîn”’e (her bir âlemin-birimin belli bir programla var edenine), imân edene ise, ne bir korku vardır ne bir hüzün; artık o, tatmin olmuş bir bilinç hâli ile cennet yaşamına davet edilir, razı olmuş olarak!.

CehennemiNden kurtulmak, nefsini tanımaktan değil, “Rabb-ül âlemîn”’e iman etmekten geçer… Bunu çok iyi anlayalım…


Gruss
Nasruddin
@O'sman

Zitat:
Man redet von Fehlern im Text,
Wir sehen keinen Fehler der den Sinn des Beitrags Verändern könnte.
Wer dies Behauptet solle Zitieren


Es sind mehrere die dabei sind und schreiben so gekonnt, dass sie den Sinn des Beitrages nicht verändern könnten... bravo intelligenzia!

Rabb ül alemin...

Rabb = Gott - [ Tanri (türkisch) ]
ül = des
alem(in) = Weltall(s) - [ evren (türkisch) ]

Also:

Gott des Weltalls. Weder männlich noch weiblich... und vor allem kein Herrgott.


Schon die erste Zeile eurer Übersetzung ist unpräzis! Sinnverdreht und wird missverstanden!...
So genau seid ihr auch in euren Tätigkeiten.
Anstatt erstmal gründlich zu Lernen wollt ihr bereits (be)-lehren.

Die Qualität, die ihr dabei an den Tag legt ist ein katzenjammer!

Deshalb gilt mein Leitspruch seit 40 Jahren:

Wir Türken sind schon das einzige Volk, dass sich ihrer Unfähigkeiten rühmt. *löl* *löl* *löl*

Gruss
Nasruddin

Und nenn mich nicht Hoca!

Ich bekenne! Diesen Titel habe ich im Internet für 20$ gekauft. Jetzt werde ich es nicht mehr los.

Der Beitrag ist nicht von dieser Frau,
von wo ich es übersetzt habe, habe ich doch signiert.

Den Text auf Türkisch hätte ich hier selber auch eintragen können,
Eine Übersetzung von dir hatte ich erwartet.
Aber du hast kein bock wie ich sehe.

Rab ist nicht Türkisch es ist Arabisch

Herrgott heißt das Thema hier
Herr der Götter heißt es,
Herr ist nicht für Männlichkeit gebraucht,
dies schrieb ich bereits schon.

"Welten" Alemin,
ist für einem Planeten monde Sterne,
für den Anderen Gott!
@O'sman

Zitat:
Den Text auf Türkisch hätte ich hier selber auch eintragen können,
Eine Übersetzung von dir hatte ich erwartet.
Aber du hast kein bock wie ich sehe.


Natürlich habe ich keinen Bock. Warum soll ich den Bock übersetzen den Du geschossen hast?

Wieso hast Du dann den Text nicht eingetragen? Dann kann jeder mitdenken und einige können es mitübersetzen ...

Und
Wie kommt diese Frau zu diesem Text? Weisst Du es? - Falls es eine Frau ist....
Wer spielt wem was vor? Was ist Original was ist falsch?
Da Du offensichtlich näher an den Quellen bist, kannst Du es vielleicht beantworten...

Zitat:

Rab ist nicht Türkisch es ist Arabisch


Genau! Da es in einem Türkischen Kontext steht habe ich es auch als Tanri übersetzt. Tanri ist Türkisch und heisst Gott.


Zitat:
Herrgott heißt das Thema hier
Herr der Götter heißt es,
Herr ist nicht für Männlichkeit gebraucht,
dies schrieb ich bereits schon.


Deshalb habe ich auch vom Missverstanden werden geschrieben. Du musstest Deine Übersetzung korrigieren, besser gesagt erweitern und erklären. Daran habe ich nichts auszusetzen. Ich erwarte es sogar. Denn was Du auf die Welt setzt, das musst Du auch ausbaden.


Zitat:
"Welten" Alemin,
ist für einem Planeten monde Sterne,
für den Anderen Gott!


Es ist wieder zu simpel gemacht. Der Text beinhaltet nicht Planeten Monde Sterne oder Gott oder Welten oder Alemin. Der Text möchte etwas konkretes sagen. Das ist auch worauf Du achten musst.

Deshalb habe ich es erst auf Türkisch und dann noch verdeutsch zum allgemein bekannten Begriff Weltall.

Das ergibt dann Gott des Weltalls. Weltall können wir auch als Universum bezeichnen. Dann wäre es Gott des Universum. Etwas das All und Alles umfasst.
Jetzt versteht den Text nicht vielleicht nur vereinzelte, sondern auch mehrere. Darunter auch türkischsprachige ohne Kulturellen-Background aus der Türkei, sonder mit dem Kulturellen-Background Europa....

Du kannst nicht Alemin als Gott bezeichnen. Da würde der Unvorstellbarkeit Gottes widersprechen....

Ich will Dich nicht wegen Deiner Übersetzung kritisieren. Ich will von Dir bessere und für die Mehrheit verständliche Übersetzungen sehen.

Ist diese Erwartungshaltung schlecht von mir?

Gruss
Nasruddin
@nasruddin:

Hilfe! Türkisch! Kann ich gar nicht .

Gott des Weltalls versteh ich aber.
Ich glaub, was der liebe O's man nicht versteht ist die Assoziationswolke, die den Begriff 'Herrgott' umgibt (sonst würde er nicht darauf bestehen).

LG
Forum -> Gott

Zurück  
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20,
21, 22, 23, 24, 25, 26  Weiter